Tasavvufa göre insan dünyaya tamamlanmış olarak gelmez. İnsan bir potansiyeldir. İçinde hem karanlığı hem ışığı taşır. Bu nedenle hakikate ulaşmak, dışarıya değil içeriye doğru yapılan bir yolculuktur. Tasavvuf ehli bu yolculuğu çoğu zaman “ham taşın işlenmesi” metaforuyla anlatır. Ham taş, insanın işlenmemiş hâlidir. Kibir, öfke, hırs, korku, gösteriş ve bencillik bu taşın üzerindeki pürüzlerdir. İnsan bu pürüzleri törpüledikçe kendi özüne yaklaşır. Bu anlayış Anadolu’daki birçok irfan geleneğinde karşımıza çıkar.